18.03.2007

Şikayet Postası

7 Haziran 1962 tarihli Hayat Dergisinden

BİR ÖĞRETMENİN ŞİKAYETLERİ
Bir hanım öğretmen yazıyor:
"Kıymetli dakikalarınızı alacağım için çok özür dilerim. Fakat artık size de içimi dökmesem yaşayamıyacağım.
Ben kendimi vatan çocuklarına adamış, Anadolu'nun uzak kazalarında çalışan bir ortaokul öğretmeniyim. Gencim, oldukça heyecanlıyım, tuttuğunu koparamak istiyen, sonu hayatım pahasına da olsa başladığım işi yapan bir öğretmenim. Fakat talebelerimin beni çok sevdiğine inanmasam çalışamam.
Çalışmak, bir şeyler yapmak, çok, gayet çok çalışmak istiyorum. Haftada 24 saat resmi, 6 saat gayri resmi dersler ve talebelere açtığım İngilizce kursu beni tatmin etmiyor.
Geçen sene bir ortaokula tayin olunarak bekar ve tecrübesiz bir müdürle tanıştım. Bekarlığı yüzünden aramız açıldı.
Hergün, itimat edin, yüzlerce problem, rencide edilmeler, hakaretler içinde 1 sene sabrettim, çalıştım. Sene başında beni taktir eden kaza halkı, eminim ki sene sonunda benden nefret etti. İnanın, içkinin tadını bilmem, halk bana içki içirdi. Evli bir erkekle selamlaşmam suç sayıldı. Gerek halk, gerek memurlar bu kızdan istifade edelim düşüncesiyle haraket ettiler. Buna rağmen hiçbir gün azim ve irademi kaybetmedim. Fakat haksızlığa isyan etmesem, biraz yüz versem, benden iyi kimse olmıyacaktı.
Neticede, başka bir kazaya sürgün edildim. Şimdi de henüz pek genç bir müdürle çalışıyorum. İdareci olarak belki hüsnüniyet sahibi; fakat öyle bir konuşma yapar ki şahsiyetinizi yerle bir eder. Cahil dediğimiz Mehmet Ağa durumu tamire mecbur olur. Üzülürsünüz, feveran edersiniz.
Neme lazımcılık, adam sendecilik, benden çok uzak. Salla başını, al maaşını diyemiyorum. Fakat inanıyorum ki, testiyi dolduran da, kıran da birmiş.
Yalvarırım size, bana bir şeyler söyleyin. Yalnız ben değil, mektuplaştığım arkadaşlarımın hepsi aynı şeylerden şikayetçi. Artık teselli de beni avutmuyor.
Dert çok, deva yok. Problem çok, çözen yok. Hürmetler."
En büyük noksanımız anlayışsızlık, taktirsizliktir. Bari idarecilerimiz olsun, okul müdürleri olsun genç öğretmenlerin şikayetleriyle daha yakından ilgilenseler. Onların çalışmalarını kolaylaştırsalar. Gönül huzuru olmadan insan nasıl muhitine faydalı olabilir?
Okullarda öğretmenler bir aile gibi çalışmazlarsa rahatsızlıkların sonu gelmiyecektir.

3 yorum:

UVERCiNKA dedi ki...

"Durumu ilçe kaymakamına bildirse..." diycem ama daha kötü olur. Çünkü şu devirde müdür olan adam torpillidir. Mutlaka onu müdür yaptıran bir dayısı vardır. Ve maalesef atalarımızın dediği gibi it iti ısırmaz.

Adsız dedi ki...

tek saygı duyduğum kurum milli eğitim idi tanıyınca nekadar bozulduğunu gördüm ben öğretmen değilim öğrenci velisi olurya bende bayan öğretmen velisiyim 8 yıldır öğrenci ve idareden çekmediğimiz sıkıntı yok her gün yeni bir sorun öğrencilerde eğitim istemiyor herkesin istediği bedava kazanç salla başını al maaşını arkası olmıyanı ezin gitsin böyle bir toplum olduk herkes güçsüzlerin sırtından geçinme derdinde ATATÜRK unutturulmaya çalışılıyor ismini beton mustafa koymuşlar analara saygı yok ne yapacağız bilemiyorum okadar çok dert varki öğretmen dışarda konuşamaz derlerini şikayetlerini anlatacağı bir yer yok birlik deyiller işini iyi yapamaz durumda parası yetmediği için ekmek derdinde öğretmen sendikaları çalışmıyor dayısı olan yaşıyor

okşan dedi ki...

sınıf öğretmenlerinin etüt için çıldırdıkları bilinir.bir tane daha çocugum olsa etüd ü olmayan bir okula gönderirim. bu allahın belası etüdlerde sınav sorularını birebir çözdürüp bizlerin çoçuklarına haksızlık edip birde rahat uyuyabilen sevgili erhan gibi ögretmenlere hakkımız haram olsun